Görsel

 

 

“VAHDETİ VÜCUT FELSEFESİ”: “NEW AGE FELSEFESİ”

İblis, melek boyutundan düşürülerek kovulduktan sonra insanoğlunun peşine düşmüş ve “kadim bir plan” çerçevesinde melanetlerini sürdürmüştür. İblis için insanoğlundan intikam almanın tek yolu, onu da “ebedi cehennem“e mahkum etmektir. Ebedi kurtuluş ise “Sonsuz Yüce Allah’a şirk koşmaksızın teslim olmak ve iman etmektir”. Ebedi cehenneme mahkumiyetin tek koşulu da, “Sonsuz Yüce Allah’a şirk koşmaktır“. Sonuç olarak “İblis ve ordusu” insanlık tarihi boyunca insanoğlunun, İslam‘dan; Hak’tan sapması için onun yolunda oturmuş ve onu, “şirke-küfre” manipüle etmek için “insanoğlunun tüm zaaflarını ve zayıf noktaları”nı kullanmıştır. Bu profesyonelce saptırma planı ve yöntemleri, “sistematik bir felsefe”ye dönüştürülmüş; zamana ve toplumlara göre değişim gösterse de; özde aynı kalmıştır. Bu felsefenin özü şudur:

Sonsuz Yüce Allah‘ı örtmek; O’nun yüce sıfatlarının bir kısmını, başka bir şeye yahut inasanlara atfetmek; O’nun yüce hukuğunu çiğnemek; O’na çocuk yahut ortak uydurmak; O’na saygısızlık yapmak; O’nun elçilerini ve kitaplarını inkar yahut tevil etmek; O’nun tek merci-merkez-otorite-kral-güç ve hükümranlık sahibi olmasını, iftiralarla gölgelemek ya da bu yetkilerin bir parçasını bir başkasına atfetmek; meşruiyeti O’nun onayı dışında aramak; ‘sevgi‘yi sadece ve sadece O’na has kılmamak, ‘Allah’ın onaylamadığı sevgi’yi kullanarak, insanlığı manipule etmek.”

İşte İblis’in “saptırma felsefesi” bu unsurları içermektedir. Tüm eski kavimlerdeki bozulmuş dinler, yukarıdaki unsurların bir kısmını yahut tamamını içermektedir. İnsanlık geliştikçe, “İblis’in İslam’ı bozma, şirk dinine dönüştürme sinsi planları” da değişir ve dönüşür, ancak esas itibarıyla aynıdır: Şamanizm, totemizm, mistisizm, spiritüalizm, Budizm, Brahmanizm, paganizim, materyalizm, sufizm, Kabalizm, New Age vs

Bugün “New Age Dini(Yeni Çağ Dini)”, dünyada gittikçe yaygınlaştırılan bir “lego dini“dir. Küresel sermayenin, İblis ilhamlarıyla yeşerttiği bu “küresel Deccal dini“; İslam‘ın, yakın gelecekte dünyaya hakim olmasından kısa bir süre önce; “yaklaşansaat“in az bir zamanında dünyaya egemen olacak bir sapkınlıktır. Bu dinin yapımcısı, “İblis’in Lemurya şeytan toplumu”dur. Maalesef İblis, “yaklaşansaat”de dünya insanlığını bu havuzda toplamanın, “şeytani altın çağı” inşa etmenin eşiğinde bulunmaktadır.

“Lemurya şeytan toplumu”nun öncülüğünde; Doğu Asya “Mu” toplumlarından, Atlantik’te battığı tahmin edilen “Atlantis” toplumuna; oradan Mısır-Yunan-Roma, Sümer ve Kenan toplumlarına kadar bu “şeytani felsefe“yi aşılamıştır. Çağımızda New Age dini diye pazarlanan ve merkezinde “insanın tanrılığı” yalanı bulunan “sevgi dini(!)“; gerçekte “intikam dini”dir.

Tabii ki tarihte geriye gittikçe “insanın tanrılaştırılması”yla birlikte; “hayvan”, “taş”, “metal”, “ağaç” vs. putları kullanarak “cin-şeytanlar“ın nasıl “tanrıcılık oyunu” oynadıkları açıkça görülmektedir. Bugün “doğu dinleri“, her türlü kaba putperestliğin, Mu‘dan bugüne kadar değişmeden geldiğini bize açıkça göstermektedir. Bununla beraber “cin-şeytanlar”ın, bu kaba putperestliğinin arkasında nasıl saklandıklarını bugün bile göremeyen zavallılar, şaşırtıcı derecede çoktur.

Bu şeytani “New Age” dininin önünde en önemli engel, “kitaplı büyük dinler“dir. Ancak bu dinlerin bozulması; “şeytani-şirk dini” haline dönüşmesi için İblis ve yandaşları, “özel yöntemler” geliştirmişler, aracı sınıf haline gelen “din adamları”nı ve “kibirli sufiler”i kullanarak uygulamaya koymuşlardır.

Hıristiyanlık, maalesef “İblis-Roma işbirliği” ile daha başlangıçta ifsada uğramış; özellikle havari olmayan; hatta İsa‘nın düşmanı Tarsus’lu Yahudi Paul‘un çabalarıyla “teslise“; “baba-oğul-kutsal ruh” tanrıcılığına dönüşmüş; çoklu “New Age insanperestliği“nin özel bir uygulaması olarak ortaya çıkmıştır. New Age; bir “yaratıcı ana-baba tanrı”dan ve “tanrılar“dan söz eder ki güya bu tanrılar; insanlar, cinler, melekler, ruhlardır. Bu Allah’ın ve insanlığın düşmanı tezgahtarlar; yani cin-şeytanlar, tarihler boyunca kendilerini elbette “ruhlar” ya da “melekler” olarak pazarlamışlardır. Hıristiyanlık, “sadece İsa, Tanrı’nın oğludur ve dolayısıyla Tanrı”dır der. Bu sebepledir ki Hıristiyanlık; hak bir peygamberi ilahlaştırarak “şirk dini“ne dönüştürmüş; şeytani New Age dinine karşı olmak yerine “işbirlikçi bir din” haline gelmiştir.

Gerçekte özü İslam olan Musevilik; kitaplı, çok peygamberli büyük bir dindir. Ancak zamanla bu dinde bozulmuş; din adamları kendi “nefsi-kavmi görüşleri”ni öne çıkarmışlar, “şeytanların rolü“nü unutmuşlar, hatta şeytanların varlığını, düşmanlıklarını kitaplardan çıkarmışlar ve “İblis’in tuzağı“na düşmüşlerdir. Böylece bir Yahudi tasavvufu olarak ortaya çıkan “Kabala felsefesi”, tam anlamıyla bir “İblis felsefesi“dir. Bu felsefe, “tasavvuf felsefesi“nin; yani “Vahdeti Vücut” felsefesinin ve “New Age lego dini”nin de özünü oluşturmaktadır.

İnsanlığa gönderilmiş en son evrensel din İslam’ın kitabı Kur’an, her türlü tahrifattan uzak ve insanlığın elinde korunmuş olmasına rağmen; “din adamları“nın ve “tarikat-tasavvuf” erbablarının tefsir ve tevilleriyle kavramlar buharlaştırılmış; “Yaşanan İslam“da, “Kur’an İslam”ı olmaktan uzaklaşmıştır. Özellikle “Kabala felsefesi”nden beslenen “tasavvuf felsefesi“nin “vahdeti vücut” anlayışı, İslam‘ın temellerini sarsmış; bu felsefe, İblis‘in İslam’a tuzağı olmuştur.

İbni Arabi, döneminin Yahudi filozoflarından ve “kabala felsefesi“nden oldukça etkilenmiştir. Aynı devirde yaşayan kabalacı Moşe Şem Tov’un “adam kadmon“uyla, “vahdeti vücut”cu Arabi’nin “insan-ı kâmil“i aynıdır. İkisi de Aramice yazan aynı kaynaktan beslenen Kurtuba‘lı iki filozoftur. “Kabala” ve “vahdeti vücut” bir madalyonun iki yüzüdür. Arabi, Yahudiler’le dostluk kurdu, Yahudiler’den “kabala”yı öğrendi ve böylece “vahdeti vücut” şeytani felsefesini geliştirdi. Arabi’nin en çok ilham aldığı kaynaklardan birisi olan “kabala felsefesi”nin özü şudur:

“Bütün ruhlar, İlahi Ruh‘la birlikte sadece ve sadece bir bütün oluşturur. Tanrı, aynı anda birçok ve tektir. O, büründüğü sayısız şekle rağmen emsalsiz bir varlıktır, parça, bütünün yerine geçebilir. Yaratıcı, aynı anda hem bilgi hem bilen ve bilinendir, onunla birleşmemiş ve onun kendi özünde bulmadığı hiçbir şey var olamaz, var olan her şey O’dur. İsmin üstatları diye adlandırılan seviyeye ulaşmış mistikler, bu noktaya geldiklerinde Tanrı’dan farklı değillerdir(!)Tanrı ve Gerçeklik, soyut düşünceler değildir. Tanrı, kendini sonsuz sayıda parça halinde gösteren ‘Birlik’tir(!) İnsanın, Tanrı‘nın görüntüsünde yaratılmış olması bu demektir.”

Arabi‘nin “vahdeti vücut” felsefesiyle, “kabala felsefesi” arasında hiç bir fark olmadığını yukarıdaki ifadeler açıkça göstermektedir. İbni Arabi, kökleri İblis‘e dayanan “antik felsefeler” ve “kabala”dan esinlenerek; “vahdeti vücut” felsefesini bir “şirk kanalı” olarak geliştirmiştir. Bu “şeytani felsefe”nin amacı; bizzat var olan, her şeyi yoktan var eden ve yarattığı hiçbir şeye benzemeyen Sonsuz Yüce Allah‘la, yarattığı her şey arasında bir “bütün-parça” ilişkisi kurmaktır. Bu şeytani mantalite ile “vücut birliği” sağlanmış ve böylece de “Birlik(Tevhid)(!)” gerçekleşmiş olacakmış!.. Bizce de Arabi, bu yolla “İblis felsefesiyle birlik” sağlamış ve “şirkin en büyüğü”ne kucak açmıştır.

“Tasavvuf” ve özellikle de “vahdeti vücut felsefesi“nde ileri sürülen düşünce sistemlerinin tamamı, İblis‘in tezgahında dokunmuş “abalar“dır. Bu “abalar“ı giyenlerin ve pazarlayanların, İslam‘la hiçbir ilgisi yoktur. Bunlar, koyun postuna bürünmüş “kurt sufiler”dir, “şeytanın velileri“dir.

Sonuç olarak İslam etiketli “tasavvuf felsefesi”; Eski Mısır, Eski Yunan,“antik felsefeler“den, Hint-Budizm, İran-Mecusi, Yahudi-Kabala, Hıristiyan felsefelerinden beslenen ve İslam mahallesinde pazarlanan “İslam dışı bir felsefe”dir. Bu felsefe, beslendiği kaynaklar itibariyle, “İslam Denizi”ne açtığı “şirk kanalları”yla İblis‘in amacına hizmet eden ve “Din’in Merkezi“ni, “Allah“dan “insan“a kaydıran “küfri bir sistem”dir.

O halde “insanda Allah’ın ruhundan bir parça vardır” tezi, İblis‘in İslam‘ı bozmak; “insanları tanrılaştırmak” için açtığı bir “tuzak kanal“dan ibarettir. Bu nedenledir ki İslam dışı tasavvuf felsefesinde; Tanrı’ya yaklaşmak(!); Tanrılaşmak(!) için birçok yol ve yöntemler ihdas edilmiş; İblis’in tuzağına düşülmüş; müridler maddi varlıklarını minimize ederek; riyazat yaparak, sözde Tanrı’ya ait ruh boyutlarını geliştirmeye çalışmışlardır. Bu yol ve yöntemler; İblis’in kucağına açılan kapılarla doludur.

Sonsuz Yüce Olan Allah ile yaratılmışlar; özellikle de insan arasında bir “yakınlık, benzeşim, dönüşüm” ön gören tüm felsefeler, insanı tanrılaştırmaya yönelik, şeytani sapkın yaklaşımlardır. Sonsuz Yüce ve Alemlerin Rabb’i olan Allah ile insan arasında hiçbir “bütün-parça ilişkisi“, “yakınlık-benzerlik”, “baba-çocuk”,yansıma“, “ortaklık”, “hisse ve yetki paylaşımı“, “boyut atlayarak tanrılaşma” vb. gibi bir ilişki yoktur.

Bu konu İBLİS’İN İSLAM’A TUZAĞI: “TASAVVUF FELSEFESİ” başlığı altında incelenmiştir. Biz burada “kabala” fesefesine dayanan “Vahdeti Vücut” felsefesiyle “New Age” felsefesi arasıdaki özdeşliği ortaya koyacağız. Bu iki felsefenin temel özellikleri aynıdır. Amaç İslam dinini bozup şirk dinine dönüştürmek ve insanlığı bu “Deccal Dini“nde buluşturmaktır. Bu “şeytani New Age felsefesi”nde insanlığı manipule etmek için sıkça kullanılan ve gerçek anlamından koparılmış kavramları şöyle özetleyebiliriz:

TERS-YÜZ EDİLMİŞ “İBLİSCE KAVRAMLAR”

1) “Bir“, “Birlik(vahdet)” kavramları, İslam‘dan çalınmış; “vahdeti vücut” anlamı verilmiş, birçok zayıf akıl sahiplerinin avlandığı “yem kavramlar”dır.

“Gerçek Tevhid”; yarattığı hiçbir şeye benzemeyen; herşeyi nurundan yaratan Sonsuz Yüce Allah‘ın, ortağı olmayan Tek(Bir) İlah olması; ona boyun eğmiş tüm canlı-cansızlar gibi “insan ve cinler”in de ona köle olmasıyla oluşan “Bir“liktir. Gerçek “Tevhid” budur. İblis’in felsefesindeki “birlik“, tam anlamıyla “vücut” birliğidir. Bu felsefeye göre İnsanlar, cinler, cin-şeytanlar, tüm yaratılmışlar, yani her şey; Tanrı’nın bir parçasıdır. İşte New Age‘deki “Birlik” böyle çalıntı çarpıtılmış bir kavramdır.

2) “Sevgi” kavramı, en çok kullanılan bir yemdir. İblis ve yandaşlarının çok kullandıkları bu “yem-kavram”ın gerçek anlamı şudur: Sonsuz Yüce Allah, her şeyi sevgisiyle yarattı ve tüm canlılara sevgisinden verdi. Gerçek sevgi, Allah sevgisidir. Meşru sevgi, sadece ve sadece Allah’ı sevmektir, Allah’ın “sev” dediklerini sevmek, “sevme” dediklerini de sevmemektir ve sevgiyi, Allah‘ın onayıyla varlıklara dağıtmaktır. Melekler ve ruhlar, Allah sevgisiyle yaşarlar. Müminin gıdası “Allah sevgisi“dir. Sonsuz Yüce Allah, tüm varlıkların sevgilerini yönelttikleri “Gerçek ve Tek İlah”tır. Sonsuz Yüce Allah, sevginin “kaynağı” ve “merkezi“dir.

İblis bu gerçeği bildiği için bu temel “İslam kavramı“nı alıp, onun merkezini değiştirmiştir. Merkeze, insanı koymuş, “kim olursa, ne olursa olsun sev” yemine dönüştürmüş; tarihler boyunca işlediği “sevgi edebiyatı“yla nice mistikleri, sufileri, din adamlarını ve insanları tuzağa düşürmüştür. Bugün, çağın dindarlarını ve dinsizlerini bu yemle avlamakta; aynı New Age havuzunda toplamaktadır. Başmelek Mikail postuna bürünen İblis’in ve tüm yandaşlarının celselerinde en çok tekrarlanan “yem kavramı” budur. Bu “sevgi” kavramının İbliscesi elbette “intikam“dır. İblis, kovulduğu zaman intikam yemini etmiştir ve demiştir ki; “Ademoğlu’nun yolunda duracağım, onu saptıracağım ve ondan intikam alacağım”. “New Age Dini”nin en temel kavramı, işte böyle bir “sevgi“dir. Yani “sevgi” kavramı, “intikam” almak için manipulatif bir yem olarak kullanılmaktadır…

3) “Boyut atlama”, “Tanrı olma”, “Nirvana”, “Tanrı’da yok olma”, “ben O’yum, O ben” vs. bütün bunlar; İblis’in ürettiği, kibirli kulaklara hoş gelen yalanlardır. “Vahdeti Vücut”, “Kabala” ve “New Age” üçlü felsefenin ortak yalanıdır. İnsanın, Tanrı’nın bir parçası olduğu, yahut Tanrılık cevherinden bir parça taşıdığı iftirası, kibirli zevata tekrarlanıp durmuş; allanıp-pullanarak bir “şirk kavramı” olarak pazarlanmıştır. Bugün de bu zehirli felsefe, insanoğlunun gözlerini kör etmiş; “sevgi, kardeşlik, dinlerin birliği” edebiyatı eşliğinde “Deccal Çağı“na kapı aralamıştır.

4) Birin oğulları, Işığın oğulları da, İblis’e tabi olan sapmış topluluklar için kullanılan çalıntı kavramlardır. Gerçekte Allah‘a tabi olan İslam toplumları, “Bir’in köleleridir” ve “nurun(ışığın) takipçileridir”. “Nur(ışık)”, İslam’dır, “karanlık(zulumat)”, “şirk-küfür ve şeytanlık”tır. İblis ve yandaşları “karanlığın oğulları”dır. Ancak İblis, bu hak kavramları alt-üst etmekte, kendisine tabi olanlara “ışıkçılar-ışık işçileri, aydınlıkçılar, aydınlanmacılar”; kendisine karşı olanları da “karanlık enerjiler” olarak yutturmaktadır.

İblis’in hayatı boyunca yaptığı iki şey vardır: Birincisi, “Sonsuz Yüce Allah’ın sistemi ve ilmi”nden çalmak. İkincisi çaldığı bu “gerçek kavramları ve olayları” ters-yüz etmektir. İblis, tam anlamıyla taklitçi bir maymundur. Sonsuz Yüce Olan Allah‘ı taklit etmekten başka bir özelliği olmayan kovulmuş- aşağılık bir mahluktur.

5) “İnsanın kendisini sevmesi”, “insanın hevasını sevmesi”, “kendisini övmesi, kutlaması”; bütün bunlar şeytanca sözlerdir. İnsan, “akıl “ve “nefis“ten oluşur. “Nefs“in tüm arzu ve zekası “heva“dır. Her nefis kendisini sever ve herkese sevdirmek ister, hatta daha da ileri giderek kendisini(nefsini) ilahlaştırmak ister. Bu şekilde kibirlenerek topladığı güçle, “insanlığı” ve “ekini” mahvetmek ister. Tarihler boyunca ortaya çıkan kendisini beğenmiş zalim-kibirli nefisler; zulmün, katliamların, sömürgeleştirmenin, güce dayalı haksız emperyal sultanın ta kendisidir.

Sonsuz Yüce Allah, yarattığı nefsin, kim olduğunu bilmesini, kendisini övüp-ilahlaştırmak yerine; Tek olan Rabb’ine teslim olmasını, köle olduğu bilincine ermesini, haddini ve aczini bilmesini ister. Asıl sevmesi, övmesi ve kutsaması gereken Sonsuz Yüce Allah’tır. İnsanın Rab’bini tanıması ve Sonsuz Yüce karşısında cüceliğini görmesi için de Sonsuz Yüce Allah, yarattığı “nefisler“e (insanlara) meşakat içinde bir hayat ön görmüş; alın teriyle ekmeğini kazanmasını takdir etmiş; hastalık, açlık ve her türlü belalar yükleyerek terbiye etmek istemiştir.

Buna karşılık insanın, “heva“sını(arzu-isteklerini) sevmesi, kendisini sapkınca sevip-beğenmesi; kibirlenmesi, övünmesi, kendisini ve kavmini üstün görmesi; kişiyi şirke-küfre ve şeytanlığa götürmekle kalmamış; dünyayı ve insanlığı köleleştirme hayallerini kamçılamıştır. İşte İblis ve taifesi de, insanoğlunun zaaflarına dayandırdığı bu “felsefe“yi işleterek “sörf” yapmakta, insanları küme küme avlamaktadır.

Yukarıdan beri açıkladığımız “saptırılmış kavramlar”ı ve bu kavramalarla bağlantılı “şeytani felsefe”nin “alt kavramları”nı; yani “Vahdeti Vücut felsefesi”yle, “New Age felsefesi“nin özdeşliğini ortaya koyan “ortak kavramlar”ı aşağıda açıkça görebilirsiniz. Bugün, özellikle Batı toplumlarını etkiliyen “New Age felsefesi”nin temellerinin, tamamen “Vahdeti Vücut felsefesi”ne dayandığını söylemek daha doğru olur.

İşte bu iddiamızın kanıtları, işte İbni Arabi‘nin “zırvalar”ı, işte ” İblis’in melekleri(!)”nin celselerde salyalarını akıtarak fısıldadıkları “şeytani sözler”i… Buyurun siz karşılaştırın…

“VAHDETİ VÜCUT”(İBNİ ARABİ) NE DİYOR? “NEW AGE”(İBLİS) NE DİYOR?

1) “İnsan, Allah’ın sureti; alemler, bu suretin kendisinde yansıdığı ayna; Allah da, insanın sureti olduğu Zat’tır. Şu halde biz, Hakk’ı, hangi vasıf ile nitelemiş isek, bizde de o vasıf vardır. Çünkü suretleri farklı olsa bile, dua eden, icabet edenin aynısıdır.”

1) “Eğer Tanrı’nın sizi görmesini istemezseniz, Tanrı göremez, çünkü Tanrı sizsiniz.” (Tobias-İblis’in yardımcısı)
Birlik, insanın kendisinin Tanrı olduğunu anladığı noktadır.” (The group-Bir grup şeytan)
“Bir aynaya bakın, yaratanı görün.”(Ra-şeytanı)

2) “Sadece kendine şükret ve sadece kendini kına.”

2) “Kendine teşekkür et. Kendine teşekkür, tanrısallığın besini gibidir. Her şeyin üstünde, teşekkürü kendinize edin. Kendinizi onurlandırın ve kendinizi sevin.(Tobias-İblis’in yardımcısı)

3) “O halde, dini anlamıyla, ahiret hayatında bir azap ve mükafat yoktur.”(Yani cennet-cehennem yoktur.)

3) “Cennetle cehennem yoktur.”(Tobias-İblis’in yardımcısı)
“Tanrı, sizin cennete ya da cehenneme gitmenize aldırmaz, çünkü bunları Tanrı değil, siz yarattınız.” (Kuthumi- şeytanı)
“Ödül ve ceza yok.”(Kryon-İblis’in yardımcısı)

4)Ben “sevgi dini” ile dinlendim, insanlar, “ilah” hakkında inançlar ortaya koymuşlardır, ben onların inandıklarının hepsine inandım. Aşığın sığınağı, ruhbanın manastırı, putlar için ev, tavaf edenin Kabe’si.Heva, sevgidir, ibadet edilen bütün suretlerdeki hakiki ma’buddur(Tanrı’dır) . O halde, her şeye sadece ‘heva‘ ile ibadet olunur ve heva, kendinden dolayı ma’buddur(Tanrı’dır). O halde Heva, Allah’ın başka bir ismi, hatta en büyük ismidir.”

4) “Sizin de nasıl Tanrı olduğunuzu anlamak, Ruh’un sizin için hep beslediği şefkati anlamaktır, tümüyle sevgi, en karanlık anlarınızda bile…O(Tanrı) basittir. O sevgi doludur. O koşulsuz sevgidir. Çünkü Tanrı, tam sevgi ve şefkattir size…yaptığınız her şeye….her bir küçük pis şeye….her bir küçük iğrenç, ayıp, edepsiz şeye… her şeye sevgi, sevgili dostlar..”(Tobias-İblis’in yardımcısı)

5) “O halde (Allah’tan) isteme ya da dua etmek, cehalettendir. Kamil sufi ise, hiçbir şey istemez. Sen ancak kendi nefsine hamdet. Bu durumda ise insan, sadece kendini övebilir. O bana hamd eder, ben de O’na hamd ederim. O bana ibadet eder, ben O’na ibadet ederim.”

5) “Her bir an’ı, her nefesi, ve her günü Tanrı olarak yaşamaya başlayın. İnsanlar her gün dua ediyorlar. Ne yazık ki, biz bunların tümünü duyuyoruz. İnsanlar derin bir acı içindeler ve Tanrı’ya yakarışlarda bulunuyorlar, “Sevgili Tanrım, bunu neden yapıyorsun?” diyorlar. Ve o sevgili Tanrı, her şeyden önce, “Ben senim” diyor.”(Tobias-İblis’in yardımcısı)

6) “Arif‘teki yaratma aracı, “himmet“tir. Himmet, mahiyetini kesin olarak bilemediğimiz bir kuvvettir. Arif, meydana getirmek istediği herhangi bir şeye himmetini yöneltir, o şey hemen meydana gelir; veya var olmasını istediği herhangi bir şeye himmeti yönelttiğinde, bu varlık meydana gelir. 6) “Siz de Tanrı’sınız. Siz her yönden yaratanlarsınız, bilseniz de bilmeseniz de sürekli yaratıyorsunuz.
Ve eğer herhangi bir şey yaratmak gereğini hissediyorsan, o zaman derin bir nefes al ve, “ben Tanrı’yım ve seçimim bu” de. ” (Adamus- İblis’in yardımcısı)
Siz, Tanrı suretinde yaratıldınız. Siz, imgeleyebilen, ve tezahür ettirebilen ve bunu, maddeye dönüştürebilen bir Tanrı’sınız.“(Tobias- İblis’in yardımcısı)
7) “Bende hayal kuvveti öyle bir dereceye ulaşmıştır ki, Cebrail‘in, Peygamber‘in önünde bedenlenmesi gibi, sevgilim(Allah yahut meleği kastediyor-gerçekte şeytandır) hayalimin dışında sevgilim olarak bedenlenebilir. Artık, ona bakamam; o ise, bana hitap eder, ben de ona kulak veririm ve sesini işitirim.”

7) “Ve bu arada biz – nasıl desek – rüya halinizde de size konuşuyoruz. Biz sizinle her an çok-boyutlu düzeylerde temastayız. Sizler, uyurken, rüya görürken, rehberler ve meleklerle, sizin kişisel varlık grubunuzla birlikte oturacak, ve planlamayı yöneteceksiniz.”(Tobias- İblis’in yardımcısı)

8) “Çünkü Hakk’ın sürekli tecellisi olan alemler, ebedi olduğu gibi, aynı zamanda ezelidir.”

8) “Tanrı, ezeli ve ebedi olan sonsuz uzayın en yüce kudretidir.”(Ashtar-İblis’in yardımcısı))

9) “Sözün üzü, hakikat, çoklukta birlik, ya da birlikte çokluktur. Tektanrıcılık ile çoktanrıcılık, evrensel dinden başka bir şey değildir. Tektanrıcılık ile çoktanrıcılık arasındaki fark, “bir“le “çok” arasındaki fark gibidir.”

9) “Tanrı, İbrahim’e geldi ve “Ben varım. Bir tane var” dedi. Böylece onlar biraraya geldiler ve o zaman tek bir Tanrı oldu. Onlar bir oldu.” (Tobias- İblis’in yardımcısı)
“Hinduların tüm çok tanrıları, Tek Tanrı’nın hatırlatıcılarıdır. Birçok, Bir olur ve Bir de birçoktur.” (Kryon-İblis’in yardımcısı)

10) “Alemlerden ayrı, ya da alemlerden başka bir şekilde var olan ve o alemleri denetleyen, hareketlerini idare eden ayrı bir varlık değildir Tanrı.”

10) “Tüm varolanı anlayan ve kucaklayan tek bir varlık(Tanrı) yoktur.“(Hatorlar- bir şeytan grubu)
“Tanrı denen bireysel bir varlık yoktur. Her gece gökyüzüne bakıp yıldızları gördüğünüzde, aslında engin bir ruhsal varlığın fiziksel bedenine bakıyorsunuz.”(Omni- bir şeytan grubu)
11)Tek yaratıcı faaliyet Bir‘dir ve O’nun faaliyeti iledir ki, her hangi bir tecelli etmiş nesneye yaratıcı denebilir.

11) Siz yaratıcı kaynağın parçasısınız.“(Kryon-İblis’in yardımcısı)
“Tüm insanlar, yaratıcı kaynaktan, Birlik’ten geldiniz. Sen de Tanrı’sın.” (Tobias- İblis’in yardımcısı)

12) “Adem ilk gerçek dişidir. Çünkü Havva ondan doğmuştur. İkinci Adem yani Meryem, İsa’yı dünyaya getirirken aynı fiili tekrarlamıştır.” 12) “Adem ve Havva ile ilgili yaratılmış olan asıl mecaz hakkında büyük bir yanlış anlama söz konusudur. O mecaz gerçekten Adam Kadmon (Kamil insan-Adem) ve aynı zamanda Havva, dişil enerjileri, dişiyi temsil etmektedirler. Meryem, Tanrıçayı temsil etmektedir.” (Tobias- İblis’in yardımcısı)
 

Kaynaklar:
1) Ebu’l-Ala Afifi, Fususul-Hikem Okumaları İçin Anahtar, çev. Ekrem Demirli,  İz Yy. İstanbul, 2006.
2) Muhyiddin-i İbn Arabi, Fütuhat-ı Mekkiye, Terc. Selahaddin Alpay, Esma Yy. İst. 2005.
3) İbni Teymiyye, Allah’ın Dostları ile Şeytan’ın Dostları Arasındaki Fark”, çev. İ. E. Dal, Pınar Yy, 2003.
4) A. E. Afifi, Muhyiddin İbnu’l-Arabi’nin Tasavvuf Felsefesi, çev. Dr. Mehmet Dağ, Ankara İlahiyat F. Yy. 1975.
5) R. A. Nicholson, Tasavvufun Menşei Problemi, Çev. Dr. Abdullah Kartal, İz Yy. İst. 2004.
6) Ebu’l-Ala Afifi, İslam Düşüncesi Üzerine Makaleler, Terc. Ekrem Demirli, İz Yy. İst. 2000.
7) Prof. Dr. Cavit Sunar, Tasavvuf Felsefesi veya Gerçek Felsefe, Ankara Üniv. İlahiyat Fakt. Yy. 1974.
8) James Churchward, Kayıp Kıta Mu, çev. Rengin Ekiz, Ege Meta Yy. İzmir, 2000.
9) Lee Carroll, Kryon Yeni Başlangıç, çev. Semra Ayanbaşı, Akaşa Yy, İstanbul 2002.
10) John L. Payne, Omni Yaradılışın Dört Prensibi, çev. Semra Ayanbaşı, Akaşa Yy, 2002.
11) H. V. Speer, Dünyalılara Bildiriler – Ashtar Sheran, çev. Yavuz Keskin, Ruh ve Madde Yy, İstanbul 1991.
12) L. O. Thyme, S. Orion, Lemurya Yolu, çev. Semra Ayanbaşı, Akaşa Yy. İst. 2004.
13) Shirley Andrews, Lemurya ve Atlantis, çev. Şenay Tufan, Kozmik Kitaplar, İst. 2004.
14) Kolektif, Ra Bilgileri, çev. Rengin Özer, Akaşa Yy, İstanbul, 1992.
15) Lightworker
16) Crimsoncircle
17) Kryon